Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




8 Şubat 2015 Pazar

Kıyıya Vuran Kız :)

Bu kitabı "son çıkanlar" arasında görür görmez vuruldum ancak kavuşmamız biraz vakit aldı. Kitapçıda raflarda aradım buldum 1 tane ve okumaya başladım. Bırakamadım elimden, derken Elif uyandı ve çıkıverdik kitapçıdan. İnternet siparişini de bekle bekle gelmedi.Tüm koliyi bu kitaba kavuşacak olmanın heyecanıyla açtım desem doğru. (*Babil.com bu ara çok mu geç gönderiyor, bana mı hep öyle denk geldi bilmiyorum)
Sonra hatırladım ki çok merak ettiğim iki kitabı daha sipariş vermiştim. Off ne zor bir seçim bu. Üçünü yan yana koydum, hepsini aynı anda okusam diye düşündüm eskiden öyle yapardım. Şimdiyse kafam çok dalgın, hepsini aklımda tutamam dedim. peki, en en çok hangisi beni gıdıklıyordu? Kesinlikle "kıyıya vuran kız".(Diğer kitapları da okudukça yazarım.) Lafı çok dolandırdığıma göre kitaba bayıldığımı bilmem belirtmeme gerek var mı? Çok güldüm, çok eğlendim, çok heyecanlandım ve ara ara ağlayacak noktaya geldim. Bu nasıl oldu?

Günlerden bir gün Wammers Kasabası'nda kıyıya küçücük bir kız vurdu. Bu kız ne adını biliyordu ne de yaşını. Hatta nereden geldiği bile meçhuldü.
Hikayenin kalbimi çarpan yerleri burada başlıyor tam olarak. "Bu kız kimdi, nereden gelmişti, amacı neydi?"... Tüm bunlar esrarengiz bir biçimde hikayenin içinde devam ederken yavaş yavaş Kasabalılarla tanışıyoruz: Belediye Başkanı Bay Santori, Fırıncı ve Rosa, Bayan Suyarpuzu, Komiser Willy, Koca Jos, Mathilda Vızıltı, Bay ve Bayan Daluyku, Bayan Keskinnişan, Binbaşı Max, Ieza Hanım, Bay Engüçlühalka, Joep Bey, Çarpıkbacak Ailesi, Doktor Hendrik ve Püskül... Bu kadar çok ismi aklımda tutamayacağım ben galiba derken bir de baktım ki hepsiyle ben de arkadaş olmuşum. Aralarında en çok Koca Jos ve Doktor Hendrik'i sevdiğimi düşünüyordum ki kitabı bitirdiğimde beni en çok güldürenin  Komiser Willy olduğunu anladım. O kadar tatlı konuşuyordu ki: "Kınışması bir tıhaftı" :)
 Kitabın tamamı oldukça akıcı, heyecan dozu yüksek, akıcı ve etkileyiciydi. Ancak bazı yerler daha da güzeldi sanki. Onlardan biri Kazazede ile Ayı'nın birkaç defa buluşması, Kazazede'nin Doktor Hendrik ile çıktığı Hayalet Avı, Koca Jos'un ona çocuk kitabı okuması, Komiser Willy'nin poposundaki sivilceye iğne batırması, arkadaşı Matilda'nın ona bıraktığı defter için bulduğu mavi çiçekler, fırıncının 11 oğlundan biri olan Willem ile bakışmaları, ballı krepler, orman meyveli pasta ve traktöre binmesi... Daha da yazacağım ama hikayenin hepsini anlatmış olmaktan korkuyorum :)
Kitabı benim için bu kadar özel yapan da KESİNLİKLE çizimleri oldu. Hatta kapaktaki görselin çizimini bugünlerde yapmazsam kaşınmaya başlayabilirim. Çizim yapmaya başladıktan sonra şunu fark ettim: Bakarak çizmek, çizerin dünyasına giriş için harika bir rehber. Neyi neden yapmış, nasıl yapmış, hangi renkleri kullanmış bunlar üzerinde düşünmek bile keyif veriyor bana.
Kitabın çevirisini de oldukça başarılı buldum. Özellikle Komiser Willy'nin o "tıhaf" konuşmasını çok iyi çevirmişler, o kısımlarda çok eğlendim.
Bu arada hala kitabın konusunu anlatmadığımı fark ettim. Kitabı okumak isteyenlerle buradan ayrılalım o halde, ben de rahat rahat konuşayım :) Kazazede kıyıya vurduktan sonra (nereden geldiğini yazmayacağım, kitabı okuyun), kasaba halkıyla tanışır kaynaşır ve ondan kendisine bir aile seçmesini isterler. Gönüllü olan 3 aile vardır ve Kazazede onların yanında birer gece geçirerek karar vermeye çalışır. Of işi çok zordur. (Aileler kim ve minik kız kimi seçti yazmayacağım, kitabı okuyun.) Bir gün yürüyüşe çıktığında Wammers Ormanında Karanlık Tepe'de bir ayı ile karşılaşır. Hatta bu ayıyı hikayenin ilerleyen bölümlerinde de görürüz. Orman güzeldir ancak onu bekleyen bir tehlike vardır: Lunapark yapımı! Olaylar bir yerde iyice karışıyor, düğümleniyor, kasaba halkı da birbirine düşüyor ve bu işi de Kazazede çözüyor. (Nasıl çözüyor, ne yapıyor yazmayacağım, kitabı okuyun.)

Kısacası biraz eğlenmek, çokça gülmek, bazen de duygusal anlara tanık olmak isterseniz "Kıyıya Vuran Kız" kitabını hemen alın.
 Kitabın heyecan dozu o kadar yüksek ki; az uyuyan, etrafı bolca keşfetmeye çalışan, yaramaz bir bebeğiniz yoksa (ki bu tanımlar bana nedense Elif'i çağrıştırdı) kitabı elinizden bırak(a)madan bitireceksiniz :)
Ben de bir sonraki yazımı "tekerlekkule"den yazıyor olacağım, biraz sallantılı yazabilirim o halde :)

KIYIYA VURAN KIZ
Stefan Boonen 
Resimleyen: Tom Schoonooghe
Çeviren: Burak Şengir
Hayykitap
2014, 192 sayfa, 





1 yorum:

  1. Harikasın be Esra yaaa nasıl iştahlı yazıyosun! Hemen alıp okuyasım geliyo senin yazılarından sonra :)

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...