Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




ilk okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilk okuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2016 Salı

Özgürlük Saatleri /Dünyanın En Acayip Hayvanı / Guido Sgardoli

Dünkü yazıdan sonra kendimi maşallah çok daha iyi hissetmeye başladım. Belki bu değişimin içinde olmak hoşuma gitti, bilmiyorum. "yeni kitap almayacağım" sözümü yutalı çok oldu ve bir daha böyle bir söz vermemek için kendime söz verdim :) Kitaptan bahsetmeden önce bugünden bahsetmem lazım, yoksa bu yazı eksik kalır. Geçenlerde internet üzerinden kitap siparişim için sitede biraz dolanırken dikkatimi bir kapak çekti. Kitapçıda olsam kitabı elime alıp detaylıca incelerdim ancak öyle bir şansım olmayınca kitabı sepetime attım hemen. (tüketim toplumu olmanın bu yönünü gerçekten sevmiyorum. ama bazen de iyi oluyor. bu konuda kararsızım) Siparişim büyük bir kutuda gelince çok heyecanlandım (unutkan ben). Sanırım en çok merak ettiğim kitaplardan biriydi "Dünyanın En Acayip Hayvanı". Kapaktaki...
Devamını oku »

23 Ağustos 2013 Cuma

Kitaplık Kurdu Yazıları: Kocakulak Şehirde, Üç Kedi Bir Dilek ve Kılkuyruk Popi :)

Kitaplık Kurdu'na her hafta 1 yazı gönderiyorum ama burada ondan bahsetmeyi unutuyorum. Az önce fark ettim de tam 3 adet çooook sevdiğim kitabı yazmayı atlamışım. Kocakulak Şehirde kitabıyla, sevgili Hint Cevizi'nin yazısı sayesinde tanışmıştım. Gerçekten severek ve eğlenerek okudum. Diğer kitaplarını da listeye yazdım :) Kitapla ilgili yazdıklarım tam olarak burada Bayram şekerleri bunlar :) Üç Kedi Bir Dilek hakkında acaba ne söylesem? Durup durup okuduğumu söylesem yeterli olur mu acaba :) Çizimleri de fena değil desem :) Ayşe Ablamız bize kızar mı acaba :) Masal Battaniyesi ve Üç Kedi Bir Dilek, insanlara,canlılara, dostluğa, arkadaşlığa güveniniz sarsıldığında "hala iyi yüreklerin de olduğunu" hissettirecek dönüm noktası kitapları bence :) Bu güzel kitapla...
Devamını oku »

19 Haziran 2013 Çarşamba

Denizi Düşleyen Prenses :)

Bir çocuk kitabından bahsetmeyecek olsaydım sanırım başlıktaki "prenses" ben olurdum; denizi düşlediğim için.. Ankara'nın sevmediğim birçok özelliğinin yanında denize en az 4-5 saat uzaklıkta olması da sayılabilir. O yüzden, sıklıkla ben de denizi düşlerim. Deniz hasretiyle tutuştuğumdan olsa gerek,1 sene önce okuduğum bu kitap günlerdir yine masamdaydı. Kaynak: burada "Dağlardaki şatoda, bir prenses hiç görmemiş olsa da denizi düşlüyordu her gece." Kitabın adı "denizi düşleyen prenses" olmasına rağmen bir de "dağları düşleyen prenses" var. Her ikisi de kendilerinde olmayanı düşlüyorlar; biri denizi diğeri dağları. "Denizi düşleyen prenses" Serena ve "Dağları düşleyen prenses" Federica babalarına karşı çıkarak şatolarından ayrılıp düşlerinin peşinden gitmeye karar verirler...
Devamını oku »