
Bazı kitapları okuduktan hemen sonra yani hakkında yazı yazana kadar unutuveriyorum. Ama yoo bu kitap öyle değil. Bu kitap tam da sevdiğim türden. Kısacık bir hikayede kalbe dokunur ama aynı zamanda da macera dolu bir anlatım var. Başroldeki Viktorya'ya duyduğum sempati öyle az buz da değil hani. Basbayağı kendi çocukluğumdan harika kesitler buldum. Neredeyse tamamen hayal dünyasında yaşayan ve orada türlü tehlikelerle savaşan, kimi zaman at üstünde kimi zaman ayılar tarafından kovalandığı için ırmaklardan yüzerek geçen biri için oldukça sıradan bir apartman yaşamı ne de sıkıcı!
Hikayenin daha ilk sayfasında bu sıradışı yaşamın bir şekilde değişeceğinin sinyalini alıyor, Küçük Prens'in fularına benzeyen bir fular takan Jo ile tanışıyoruz. Viktorya'dan bir yaş küçük olmasına...