
Doğada keşifler yaparak büyümedim.
Ormanda "gizli bahçem" olmadı.
Ağaç evim de olmadı.
Doğada gördüklerimin adını koymakta hep zorlandım, "Bu ne ağacı?", "Aa bitki mi o, ben çiçek sanmıştım."
Evde büyütmeye çalıştığım menekşeler hep küstü, fesleğenler de kurudu. (bir ara da Lokum yemişti.)
Yanımdan bir kuş geçtiğinde onu sadece "güvercinse", "evden kaçmış muhabbet kuşuysa" veya "karga" ise tanıyabiliyordum. Diğerleri "başka bir tür"idi, o kadar.
Bir "köy"ümüz olmadığı için karabalığın ananesinin köyüne gittiğimizde 7 oluklu çeşme bana dünyanın en tarihi şeyi gibi gelir(di)
Yılın hangi mevsiminde hangi bitkilerin dallanıp budaklandığını, hangi coğrafyada ne yetiştiğini sadece ezberlediğim coğrafya derslerinden biliyordum. Konya tahıl ambarı, Egede zeytin var, Karadeniz çay ve fındık...