Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




10 Kasım 2015 Salı

Kürk Mantolu Madonna

Bu kitabı okumadan çok önceki düşüncem:
"Herkes okumuş, okuyor, merak ediyorum ama emin değilim nasıl olduğundan, sever miyim acaba, yok ben kesin yarıda bırakırım, fazla "edebi" eser sevmiyorum, yanında kahveli fotoğrafının 5 liraya verildiği karikatürden sonra kapağın yüzü eskidi bende."
Yavaş yavaş kitabı merak edip almaya niyetlendiğimdeki düşüncem:
"Sanırım vakti geldi, Kürk Mantolu Madonna'yı kitaplığıma koymalı ve yakın bir zamanda okumalıyım. Merak ediyorum."
Biraz zaman geçer...
"Tam alacaktım ki başka kitaplar araya girdi."
Derken, günlerden bir gün siparişime "evet" dememe tam olarak 1 adım kala durakladım ve akşam Elif ile buluşacağımız aklıma geldi. Nedense ondan güzel bir kitap önerisi duyacağımı düşündüm. Akşam buluştuk ve konu tabii ki kitaplara geldik. Bu ara neler okuyorduk, bizi hangi kitaplar çok etkilemişti vs. Elif birden gözlerinde daha önce hiç görmediğim bir ışıkla "Kürk Mantolu Madonna" dedi. "Okudun mu, ben de merak ediyordum" dedim. "Beni en çok etkileyen kitaptır, ben böyle bir aşk hikayesi okumadım hiç." dedi. Aynı ışık bana da geçmişti. Gecenin 10unda nöbetçi kitapçı bulsam kitabı alacaktım. Ertesi gün siparişimi tamamlarken daha önce başıma hiç gelmemiş bir şey yaşadım. "Kürk Mantolu Madonna"yı sepetime ekliyor fakat alışveriş listemde adını göremiyordum. Başka bilgisayarlarda bile denedim, olmadı. O an şunu hissettim: Yapı Kredi Yayınlarının dükkanından kitaba dokunarak bu kitabı almalıydım!
Geçtiğimiz hafta iyileştikten sonra kalan 1 günde kendimi "YKY"de buldum. Kitapların yerini artık ezberlediğim için doğruca Sabahattin Ali rafına gittim ve elim titreyerek kitabı aldım. Neden elim titredi bilmiyorum. Çok heyecanlanmıştım.
Kitabı alıp çantamda taşırkenki düşüncem:
"Çok değerli bir hazine var çantamda, hemen mi okusam yoksa uygun bir an mı beklesem?"
O akşam kitaba başladım, ertesi gün yarısındaydım, diğer gün(dün gece) de bitirmiştim. Bölüntülü okumak resmen sinir sahibi yaptı beni. Arabada normalde asla kitap okumam, midem bulanır. Dün sabah eşime kızdım, kırmızı ışıkta hemen geçme, az bekle diye :) Dün gün boyu okuyamayınca da Elif'i uyutup yatağa uzandığımda saat 12yi geçiyordu. Çok uykum vardı ancak hiçbir uyku beni bu kitaptan mahrum bırakamaz diye düşünerek kitabı açtım ve kapattığımda saat tam 2ydi. (Saat 2 = Şirin)
Kitabı okurkenki düşüncem:
"Bir insan evladı(ben) ön yargıları sebebiyle (yok herkes okumuş yok kapağın yüzü eskimiş vs.) böylesi bir hazineyi kaçırıyor ya, ben daha ne diyeyim kendime..."
"Aman Tanrım, bu adam nasıl yazmış böyle?"
"Ben bu kadar sürükleyici bir aşk romanı, bu kadar içinde yaşadığım derinlikli bir aşk hikayesi okumadım."
Kitabı okuduktan sonra (ve son sayfalarda):
(Bolca ağıt) "Birini aramam lazım ama saat 2. Kitabı okuyan birileriyle konuşmam lazım. Ama saat 2. Elif'e çok borçlandım. Kitaba resmen onun sayesinde başladım. Elif'i arasam? Ama saat 2. Sabahattin Ali'yi kim sever? Özlem tabii ki! Özleeeemmm böhüüüüü"
O ara Özlemle mesajlaştık, yanımda olsa kesin sarılırdım. Ben bir ağla ağla.Ki bu satırlarda bile ağlıyorum  :(
Sabah sabah karabalıktan yorum: "Sen bu kitaptan çok etkilendin."
Benden cevap: "Hadi canım! Nasıl anladın?"  (Bu erkekler biraz saf mı oluyor ne?)
Bu arada kitabın yarısına geldiğimde bir de şunu hissetmiştim. Bu kitabı tüm sevdiklerime armağan etmeliyim. Bu amaçla sevdiğim arkadaşlarıma mesaj attım, Kürk Mantolu Madonna'yı okudun mu diye. Ve fark ettim ki dünya üzerinde okumamış olan bir ben kalmışım.(tamam biri daha var, ismini vermeyeyim, neyse ki birini buldum) Bu sefer de o arkadaşlarıma kızdım mı: "Neeeaaay, okudunuz, sevdiniz ve beni uyarmadınız mı? Yahu insan bir kaş gözle bu kitabı mutlaka oku yoksa geçen zaman aleyhine işliyor vs." demez mi? Demediler :)
Bak bir de şöyle bir şey olmuştu, onu yazmayı unuttum. Nilayla telefonda film, dizi sektöründen bahsediyoruz(ki ben sadece "hee" diyebiliyorum, konudan aşırı uzaktayım) Bana dedi ki "Kürk Mantolu Madonna"yı filme çekmeye çalıştılar ama olmadı. O derinliği veremezler zaten..." Yaklaşık 1 sene önceki bu bilgi, kitabı okuduğum her an aklımdaydı. (Sanırım filme yine de çekilecekmiş ama ben izler miyim bilmiyorum, Filiz sana sevgilerimle)
Kitabı hiç okumamış birileri bu satırlara kadar gelebildiyse tebrikler, kitaptan bahsetmeye şimdi başlayabileceğim :)

"Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır." Kitap bu cümleyle başlıyor ve tek bir cümleyle beni içine almaya yetiyor. (Ön yargılarım: Hani bu kitap "edebi", "sıkıcı" olacaktı?) Bu cümleden sonra kitap nasıl ilerledi, ben kitabı okudum mu yoksa su gibi içtim mi anlayamadım. Yeniden tekrar okumak isterim kesinlikle. İşte o ara Raif Efendi ve Maria ile tanıştığımı hatırlıyorum. Raif Efendi'yi en baştan itibaren çok sevdim. O ürkek, içe kapanık, çekingen halini kendime çok benzettim. Hikayenin kurgusu da beni çok etkiledi. Dil ve üslup ise gerçekten duvara çarptırdı. Evet ön yargılarımdaki gibi "edebi" bir metindi ancak asla sıkıcı değildi. Okudukça kalbimden içeri doğru bir şeyler aktığını hissettim. Uzun zamandır böyle bir hikaye okumamıştım. Karşılaştırma yapmak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama orta okuldayken annemin bir arkadaşı bana Kurt Seyt ve Shura kitabını vermişti. En son oradaki aşktan bu kadar etkilendiğimi hatırlıyorum. (tabii bunda benim yetişkin edebiyatından bir hayli uzak kalmış olmamın da etkisi var...)
İnsanlar hakkındaki yorumları bence çok güzeldi:
"Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karmaşık bir ruha maliktir."
"Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor."
"Kadın sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tatmin edilmeyen arzulara üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu."
"Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim..."(aynı ben)
"Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya-ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu." (En sevdiğim bölüm)
"Bir kelime ile, ona yakın olacaktım."
"İkimiz de birer insan arıyoruz, kendi insanımızı..."
" Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidi kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm." (yazarın bu tasviri nasıl yazmış olabileceği hakkında üzerinde çokça düşündüğüm bir cümle)
"Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde "Bu öyle olmayabilirdi!" düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır." (Çok doğru olduğunu hissettim)
"İnanacak adam"- (Bu ifade...)
Kitap bittikten sonra ağlamalarım arasında bir de kendime "ahmaksın sen" dediğimi hatırlıyorum :) Ön yargılarım sebebiyle kendimden uzak tuttuğum bu kitap meğerse kalbimin derinliklerinin önemli bir hazinesini saklıyormuş. Bazı kitapların farklı kapak tasarımlarını, eski baskılarını topladığımı ve onları aramaktan mutluluk duyduğumu söylemiştim sanırım. "Kürk Mantolu Madonna" da benim için onlardan biri oldu. Nadir kitaptaki uçuk fiyatlara aldırmadan hislerime güvenerek eski baskıların, kitapla ilgili notların peşine düşeceğim. Normalde paylaşmıyorum ama sanki bir insan bana güvenerek kendini en ince ayrıntısına kadar anlatmış gibi hissettiğim için, bu kitap için bir istisna yapıp, okuduktan sonra kitaba yazdığım notu paylaşacağım.

Sabahattin Ali'nin tüm eserlerini bir an evvel okuma isteği duydum, "geç kalmadım" sanırım, belki de "tam vakti"... Ne dersiniz?
*Sabahattin Ali'nin hayat hikayesini okuyabileceğim kitap önerisi olan var mı?
** 9 sene önce Sinop Cezaevinden çok etkilenmiştim ama şimdi anlıyorum ki "içim boş" etkilenmişim. Yeniden gidip görmek lazım belki.

Dışarda azgın dalgalar
Gelir duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma






26 yorum:

  1. ne güzel kitap... ben de çok duygulanmıştım okuduğumda...

    YanıtlaSil
  2. Böhüüüüü...O Elif neden ben değilim??
    Esra'cım harika bir yazı olmuş. İç sesine bayıldım, epeyce güldüm, kitapla ilgili ben de buna benzer bir yazı yazmıştım ve kesinlikle sana benzer hisler içindeyim. Gece 2de bana da yazabilirsin (imza: kıskanç kitapsever elif)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa niye dedin yahu, yazarım tabii ki :) İç sesimiz de olmasa :)senin yazını göremedim ama?

      Sil
  3. Merhaba. Bende sizin gibi kitabı okumadan önce ön yargılı yaklaştım. Açıkçası kitabın beni sıkacağını ve yarım bırakacağımı düşünmüştüm ama nasıl bittiğini bile anlamadım. Kitap bittikten sonra gittim ve hemen Sabahattin Ali'nin iki kitabını daha aldım ve onları da çok beğendim. Yazınızı gülümseyerek okudum ve çok beğendim. Teşekkürler :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa gerçekten mi, resmen aynı şeyleri düşünmüşüz demek ki :) hangi iki kitabını almıştınız? benim de kuyucaklı yusufu alma niyetim var :) Çok teşekkürler

      Sil
  4. ''Beni kemiren sadece büyük bir yalnızlık hissiydi ve gene bu yalnızlığın tesiri ile , bana yakın olduğunu anladığım bir insana karşı birçok noktalarda kendimi aldatmaya hazırdım''

    Bu cümleyi nasıl yazmış , nasıl??

    http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2014/04/kurk-mantolu-madonna-oh-mon-dieu.html benim yazım burda. Senin en beğendiğin paragrafı ben de yazmışım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay buraya koymuşsun linki, tam bir balığım ben yahu :/
      Çok teşekkürler Elif :)

      Sil
  5. Bense edebi eserleri okumaktan büyük haz duyarım onların dilleri beni büyülüyor. Uzun zamandır abur cubur okuduktan sonra gecen hafta orhan kemal okudum, nasıl iyi geldi anlatamam. Çok basit bir hikaye bile olsa usta yazarlar onu öyle anlatıyor ki okurken sık sık hayret ediyorum. Kürk mantolu madonnayı okumuştum ben de sanırım gecen yıl değil önceki yıldı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben klasikleri pek sevemiyorum :) Ama Orhan Kemal benim için apayrı bir yerde açıkçası.. Memleketimin suyu da çekiyor olabilir :)

      Sil
  6. okumayı sürekli ertelediğim bir o kadar da merak ettiğim bir kitaptı sipariş falan vermicem iş cıkısı eve giderken alacağım çok merak ettim :)

    YanıtlaSil
  7. Aynen bende çok gördüm yüzü eskidi hatta okumayan arkadaşım kalmadı sanırım. Yapma ya demek o kadar iyi. Bak şimdi ne güzel ön yargımı içime sindirmiş ve bu kitabı kesin okumama kararı almışken, naptın sen kitapla aşk yaşamışsın resmen. Ee şimdi bu kadar yorum karşısında ben artık bu kitabı nasıl okumadan durayım çok sevgili Esra :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Ön yargılarımız ve tüketim toplumunun kötü yüzü sebebiyle güzel olan şeyleri de kaçırabildiğimizi fark ettim..tavsiye ederim :)

      Sil
  8. Geçen akşam raflara epeyce göz gezdirdim ve bulamadım kitabı. İki ihtimal var; ya birilerine emanet (?) verdim ya da zamanında kütüphaneden alıp okudum. Ben de kendime ödev verdim, kitabı tekrar okuyacağım :)
    Hıfzı Topuz'un kitabı Başın Öne Eğilmesin'i okumuş ve çok etkilenmiştim. Sabahattin Ali'nin hayatını anlatır, onu okumanı öneririm Esra. Ve gereksiz bir ayrıntı, Sabahattin Ali'nin kızının adı da Filiz ;)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başın Öne Eğilmesini hemen listeme ekledim, sağolasın :)
      Filiz ismi de seni çekmiştir muhakkak :)

      Sil
  9. He hee ilk defa bir kitabi senden önce okumusum! Kendimi tebrik ediyorum. Cok guzel yazmissin, cok guzel bir aşk hikayesi..opuyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaaa vardır daha bir dolu kitap ama paylaşmayınca bilemiyoruz.. klasiklerde çok kötüyüm mesela :)

      Sil
  10. tam bir sabahattin ali hayranı olarak bu kitabı sonunda okumuş yorumlamış ve sevmiş olmanıza çok ama çok sevindim sabahattin ali nasıl bir adammışsın sen ya dedirtir hep bana okurken onu heleki şiirleri ayrı bir tat verir gecelere ,kesinlikle okunması gereken bir kitap aşk dan anlayanların hatta hemen başlaması gereken bir kitap diyebilirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten öyle.. Çok teşekkürler güzel yorumunuz için :)

      Sil
  11. Dünyanın Bütün Kürk Mantolu Madonna Sevenleri Birleşin !

    YanıtlaSil
  12. Yazınızı okumadan önce benim de düşüncem bu kitabı okumadan önce düşüncem diyerek anlattığınız şekildeydi hem de harfi harfine, ama artık en kısa zamanda okuyacağım diyorum kendime teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, okuduktan sonra yorum yazabilirseniz de sevinirim :)

      Sil
  13. Ahh çok sevindim sevmene . Bende çok çok severek okumuştumtum. Canım Aliy'e, Ruhum Filiz 'i de oku. Kızına ve eşine olan sevgisi beni çok duygulandırmıştı ı kitapta. Birde kızının yazdığı var, Filiz Hiç Üzülmesin. Çanakkale'den sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy canıım Özlem, Canım Aliye'yi okumuştum, kızının yazdığı kitabın da baskısı yokmuş..belki bir sahaftan denk gelir :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...