Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




27 Kasım 2014 Perşembe

Anne(lik) Sohbetleri: Esen & Nehir & Ali Deniz :)

Annelik sohbetlerinde bu kez Esen var.
Sahi siz tanımıyorsunuz Esen'i değil mi?
Blog sayesinde uzuun zaman önce tanıştığım biricik insan, yorumlarıyla güldüren/yol gösteren/eğlendiren insan, karşılıklı sohbet etmeyi çokça istediğim insan, el işlerine gözünün nurunu katan insan. Dahası... Bana aşure yapmak için gaz veren insan :)

Esen Merhaba,
Öncelikle bu kadar güzel yemek yapmayı nereden öğrendin J Tamam henüz tadına bakmadım ama fotoğraflardan bile enfes görünüyorlar. Evdekiler ayıla bayıla yiyorlardır eminim…
Öncelikle güzel yemek yapamam ki ben J Yani elim biraz lezzetlidir annemden sanırım ama çok çeşit beceremem, annem usulü yaparım yemekleri ;) Senin dediğin hamur işleri, kek, kurabiye vs. sanırım.  Hafta sonları evde güzel kokular olsun, çocuklarım güzel şeyler yesinler istiyorum, bir de tabii Ali Deniz’in Pazartesi sürprizi olarak okula kek-kurabiye vs. götürmesi gerekiyor, Pazar akşamları ödevim de onlar J

Annelik maceraların nasıl başladı? 2. Çocuk için karar vermek zor oldu mu; sence kardeş şart mı?
Ben kızımı doğurduğumda 34 yaşındaydım. Çok da genç değildim,  o yüzden de  Nehir için düşünmedik  fazlaca, çok şükür planladığımız gibi kolayca geliverdi.
İkinci çocuk için karar vermek diye bir şey söz konusu olmadı çünkü bu yönde bir kararımız olmadan, sürpriz bebek olarak geliverdi Ali Deniz ;) Hamile olduğumu öğrendiğimde üzülmüştüm açıkcası ama sonra alışıyor insan bu fikre de ve “İyi ki gelmiş güzel oğlum” diyor…
Kardeş güzel şey elbette ama şart da değil sanki, kardeş yerine koyabileceği kuzenleri, çok yakın arkadaşları olabiliyor insanın… Sırf kardeşi olsun diye bir çocuk dünyaya getirmek ne kadar doğru bilmiyorum ama netice itibariyle “kardeş güzel şey” J

Doğum hikayelerini anlatabilir misin? Sanırım biri normal doğum biri sezaryendi değil mi?
Evet, Nehir epidural normal doğdu. Ali Deniz plesenta aşağıda olduğu için mecburen sezaryen.  “Sorarsan hangisini tavsiye edersin?” diye, ikisini de etmem J) Sezaryende sonraki ağrılar çok fenaydı. Normal doğumda da önceki ağrılar J Ama sanırım her şeyin en normali en doğrusu J

İlk günler/aylar nasıl geçti hatırlıyor musun? Yanında birileri var mıydı? En çok hangi konularda zorlandın?
Annem ve kayınvalidem vardı ama kısa bir süre. İki haftaya varmadan gittiler. Benim çocuklarım çok sakin bebeklerdi (hala öyleler gerçi, maşallah diyeyim!)  Nehir 40’ı çıkana kadar hiç ağlamadı bile, bazen diyordum “Doktora sorsak mı, niye hiç ağlamıyor bu çocuk” J O kadar usluydu. Bebeklerin ilk 40 günü beter ama, yani “emzir, gazını çıkar, altını değiştir, uyut” döngüsü içinde çok yoruluyor insan. Özellikle de geceleri uyur-uyanık kabuslarla geçti ama geçti gitti işte. Bitecek, geçecek diye düşünürse insan daha kolay atlatıyor zorlukları bence. Bir de benim eşim çok yardımcıdır bana, doğdukları günden itibaren, benimle birlikte her şeyi o da yaptı. Hatta belki benden bile fazla, o yüzden çocuklarımın üzerinde benden daha fazla emeği var…

Kızlar  babaya erkekler anneye düşkün olur derler, sizde de durum böyle mi?
Yok J Bizde ikisi de babaya düşkün J Nehir bebekken geceleri uyandığında yanına babasını isterdi, beni değil, o kadar yani!

Bir de “ilk çocuğu kız olanlar şanslı olur, kızlar anneye yardımcı olur” da derler. Sen ne dersin?
Evet, aynen öyle düşünüyorum ben de ve çok mutluyum ilk çocuğum kız olduğu için J Bak sen de o şanslı gruptansın J Kız her anlamda daha yakın anneye-aileye, elbette evlat hep çok değerli ama ilk çocuğun kız olması ballı börek anne için J
Şimdilerde babasının kahvesini Nehir yapıyor, sofrayı kuruyor, toplamaya yardım ediyor, kardeşiyle ilgileniyor, yani yardım ediyor bana J

(Hem evde hem dışarıda) “Çalışan anne” olmak zor oldu mu? Çalışmıyor olmayı tercih eder miydin?
Zaman zaman isterdim. Mesela çocuklar kreşe başlayana kadar ben bakabilmeyi çok isterdim. Ama sürekli ev kadını olmak dersen ondan sıkılırdım sanıyorum çünkü lise sonda stajla başladım çalışmaya ve çalışmaktan başka türlüsü nasıl olur bilmiyorum.
Çalışan anne olmak zor çünkü çocuklarına iyi bakıcı bulmak, içine sindirmek zor. Babannesi baktı Nehir’e 2,5 yaşına kadar, sağ olsun çok da güzel baktı ama Ali Deniz için böyle bir şansımız olmadı maalesef. Yine de bir şekilde büyüyorlar çocuklar, çok da vicdan yapmıyorum bu konuda kendime. Pek çok çocuğa göre de çok şanslılar, benim mesai saatlerim düzgün, hiç hafta sonu çalışmadım mesela, yıllık izinlerim fazla, o yüzden de birlikte geçirdiğimiz zamanlar hep çok oldu…
İki çocukla çalışan anne olmak daha zor ama, misal birini birine kolayca emanet edebilirken, küçük de olunca, ikisini birden birkaç saatliğine de olsa birilerine bırakmak, rica etmek zor. Yakınımızda hiç akrabamız yok, komşularımız da bunları isteyebileceğim türden komşular değil, o yüzden acil bir durum olduğunda çok zorlanıyoruz. Gerçi kızım 9 yaşında artık, belki önümüzdeki yıldan itibaren evde yalnız kalabilir, kardeşine de göz kulak olabilir ama uzun uzun değil elbet…
Benim de emeklilik planım var J İki yıl sonra doluyor yaş bekleme sürem de, emekli olurum belki hemen, Ali Deniz ilkokula giderken, ben onu evde bekleyen annesi olurum J Hobilerim var biliyorsun, onlarla uğraşırım, dur bakalım, zaman neler gösterecek?

Çocuklarla beraber ne gibi aktiviteler yapıyorsunuz? Ali Denizle kek kurabiye yaptığını görmüştüm birkaç defa :)
Evet, Ali Deniz mutfağa çok meraklı, ne zaman mikser sesi duysa, koşup geliyor, tezgaha oturuyor, bana yardım ediyor J Tek tek soruyor yemeklere ne koyduğumu, nasıl yaptığımı ;)
Nehir’le daha çok oynuyorduk çünkü onun oyun arkadaşı yoktu. Sürekli kütüphanecilik, mağazacılık, evcilik oynardık. Ali Deniz daha çok Nehir’le oynuyor ama arada beni de istiyor oyunlarında ;) Hamur yapıyoruz, boyama yapıyoruz, bazen Nehir, Ali Deniz’in yüzünü boyuyor boyalarla J
Kimi zaman müzik açıp deliler gibi dans ediyoruz ailecek J

Hobilerine de vakit ayırabiliyorsun, tebrik ediyorum seni. Bu kadar çok vakti nasıl buluyorsun yoksa zamanı iyi yönetebilenlerden misin?
Keçelere, etaminlere, boncuklara, çiçeklere J
Ortaokuldan beri yapıyorum aslında el işlerini, zaman zaman ara versem de, terzi bir annenin kızı olmamdan sanırım hep yatkındım bu tür işlere. Keçe ile çok uğraşıyorum biliyorsun ;) Bunlar için zaman yaratıyorum aslında. İki arada bir derede elime bir iş alıyorum. Bir işi tamamlamadan bir sonraki aklıma düşüyor. O zaman da çok heyecanlanıyorum yeni iş için…
Eşim bana her konuda çok yardımcı, çocuklarım da sakin çocuklar ve ben de biraz tembelim ev işleri konusunda, kalan zamanlarımın tamamını hobilerime ayırıyorum, çünkü böyle mutlu oluyorum ve biliyorum ki, ben ne kadar mutluysam çocuklarım da o kadar mutlu J
Biliyorsun şimdi bir de yüksek lisansa başladım üstelik, dersler, çocuklar, hobiler, mutfak vs. zor gibi gözükse de gözümde büyütmüyorum, sırasıyla hepsini yapmaya gayret ediyorum. 

Tatillerde kaçabildiğiniz bir bahçeniz de var değil mi? Meyveyi dalından koparıp yemenin de tadı başkadır. Çocukların toprakla arası nasıl?
Köyde bahçemiz var, babamın diktiği fidanlar ağaç oldu, meyve veriyor J  Çocuklar köyde, bahçede çok mutlu, dalından kopardıkları domatesleri, biberleri, salatalıkları, dutu, inciri büyük bir iştahla yiyorlar ve ben çook seviniyorum ;) Şanslıyız bu konuda çok şükür, Allah babama upuzun, sağlıklı bir ömür versin inşallah…

Sence İstanbul gibi bir büyükşehirde çocuk yetiştirmek avantajlı mı yoksa dezavantajlı mı?
Eminim herkes bu soruya dezavantaj diyecektir. Ya da belki ben küçük yerde yetiştiğim için, köyde doğduğum için böyle hissediyorum. İsterdim ki çocuklarım büyükşehirde değil, memleketim olan Yalova’da büyüsünler, sokakta oynasınlar. Dört duvar arasında geçmesin günleri, AVM yerine sahile, parka gitsinler her fırsatta… Köye daha çok gidebilsinler, daha çok toprağa değsin ayakları, temiz havayı çeksinler ciğerlerine, belki birkaç yıl sonra gerçek olur bunlar, inşallah diyeyim…

(Bunu sormazsam olmaz) Ali Deniz’in suyla arası düzeldi mi :)
Düzeldi çok şükür ama ille onu babasının yıkamasını istiyor J Dün akşam “Ben yıkayayım seni bu sefer!” dedim de, bana “Sen hiç güzel yıkayamıyorsun, babam yıkasın!” dedi J Yıkansın da kim yıkarsa yıkasın J

Nehirle anne-kız vakitleriniz oluyor mu?
Oluyor, en çok da tatillerde ;)  Baş başa Sır Kafemize gidiyoruz J Yeyip, içip, sırlarımızı paylaşıyoruz J kızım büyüyor, bana arkadaş oluyor, fikir veriyor, bazen nasihat bile ediyor J)
Kardeş kavgaları çok oluyor mu yoksa büyüdükçe kavgalar yerini birlikte oynamaya mı bıraktı?
Yok, bizde çok kardeş kavgası olmuyor. Ali Deniz tutturuyor bazen ama Nehir çok olgun bir abla olduğu için çoğunlukla suyuna gidiyor, gitmediğinde, kriz çıktığında da biz müdahale ediyoruz ama bunlar çok az, büyüdükçe daha da…

Anne adaylarına ve benim gibi taze annelere neler tavsiye edersin?
Annelik içgüdüsel bence, ille anne olmak da gerekmiyor bunun için, kadın olmak yetiyor  sanki bu içgüdüye. Çok özeliz biz, annelik bize bahşedildiği için gerçekten özel yaratılmışız.
Çocuklarımız hep çok kıymetli, onların saçının teline zarar gelsin istemeyiz ama onları çok da narin, korunaklı  yetiştirmemeliyiz, “Prens, prenses” gibi değil de, komşunun çocuğu gibi, köylerdeki çocuklar gibi “çocuk” gibi yetiştirmeliyiz. Desteklemeli ama her daim de tetikte olmamalıyız, düşmeli, kalkmalı, bazen üzülmeliler ki hayatın hep güllük gülistanlık olmadığını idrak edebilsinler…
Hamilelikten başlayarak ne kadar huzurlu, mutlu anne: o kadar huzurlu, mutlu bebek-çocuk denklemine inanıyorum. O yüzden mutlu  evlilikler yapmalı… Mutluluk elbette her daim olan bir şey değil ama mutlu anlarımızı çoğaltırsak, kıymetini bilirsek, bizim pozitifliğimiz bütün yuvaya yansıyacaktır. Kendimden biliyorum anne-baba arasındaki en ufak bir huzursuzluk, katlanarak çocuklara geçiyor.
Bir de çok fazla çocuklara endeksli yaşamamalı, yapacaklarımızı sürekli ertelememeli, çocuklar büyüsün diye beklerken bizim de ömrümüz geçiyor çünkü…
Biraz geniş olmak lazım bu dünyada, kişilik olarak azcık rahat olmak lazım, üç günlük çünkü dünya, güzel yaşamak lazım, takılmadan, çok üzülmeden, daralmadan ve daraltmadan…
Bu söylediklerim taze annelere ya da anne adaylarına değil de herkese gibi oldu. 
Son olarak diyeyim ki “Allah herkesi evladından güldürsün” J

Katıldığın için çok teşekkürler…
Esracığım geç yanıtlayabildim sorularını ama inan büyük bir zevkle, seninle sohbet edermiş gibi yazdım cevaplarımı, ben çok teşekkür ederim, güzel Elifini güle güle büyüt, sağlıkla, mutlulukla, huzurla geçsin günleriniz…

Sevgili Esen, sohbet sahiden de 10 numara olmuş, bir çayımız eksik. Yanına kek/kurabiye de Ali Deniz'den gelsin artık :) Çocuklarını çok güzel yetiştiriyorsun, annelik tarzı olarak cidden örnek aldığım bir insansın. Anne-kız sohbetlerine ve sır paylaşımlarınıza bayıldım. Elif hemen büyüsün istiyorum şu an şu dakika :) Dilerim Yalova, emeklilik, keçe tüm hayallerin gerçek olur ve (maşallah diyorum burada) güzel ailenle bir ömüüüür boyu mutlulukla vakit geçirirsiniz :) İyi ki varsın...
***Çok önemli not: Sevgili anneler, bu sohbet tamamen keyif amaçlıdır, ne olur geç kaldım diye düşünmeyin. Rahat rahat gönlünüzce, yanınızda kahveniz/kurabiyenizle cevaplayın soruları olur mu :) Hepinize yeniden çok teşekkür ediyorum katılımınız için.


4 yorum:

  1. Esen hanımın blogunu senin sayende gezinmiş çekilişine de katılmıştım.. Allah mutluluklarını daim etsin diyorum..

    YanıtlayınSil
  2. Esra ne güzel bi sürpriz oldu bu sabah sabah :)))
    Çok teşekkürler tekrar, bloğumda paylaşacağım ;)
    Meşhur oldum sayende :))
    Elif'in büyüdüğünde sır kafenizden paylaştığınız fotoğraflara birlikte şahit olalım inşallah :)
    Sevgiler, çok öpücükler :)

    YanıtlayınSil
  3. Esen süper annesin maşallah, Esra da süper anne oldu şimdiden:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. loveandsmile çoook teşekkürler, mutluluk hepimiz için daim olsun :9
      Harikalar Atölyesi, yok yahu, valla öyle değil, çoğu zaman beğenmem anneliğimi... Sağol çok ama :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...