Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




29 Ekim 2013 Salı

1 Kitap 1 Mektup Etkinliğinde Sefere Çıkan "Moby Dick", Kiminle Buluştu :)

Biliyorum geç bir yazı oldu, öncelikle kusura bakmayın.
Moby Dick sefere çıkalı ve yol arkadaşıyla buluşalı biraz oldu ama bu haberi yazmayı unuttum :(


Güzel röportajımızda bize eşlik eden Alper K.'ye çok teşekkürler, yolun açık olsun, gittiğin yerlerden magnet getirmeyi unutma :)

Merve'yi de tebrik ediyoruz, Norveç fiyordlarında üşümeden gelip gitsin :)
Etkinliklere katılan herkese yeniden teşekkür eder ve bir sonraki boool kedili röportajımızı da kaçırmayın deriz :)

MUTLU GÜNLER, GÜNEŞLİ GÜNLER :)
Devamını oku »

8 Ekim 2013 Salı

Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013: Gençler "Acıları" Yazmayı mı Tercih Ediyor?

Zeynep Cemali'yi çok sevmeme rağmen hala neden ondan pek bahsetmedim, bilmiyorum. Tıpkı Sevim Ak gibi, Balık kitabı gibi, Momo gibi. Çok sevince -yeterince- anlatamamaktan korkuyorum herhalde. Başlayamıyorum söze bir yerden. Siz de biliyormuşsunuz da ben tekrara kaçıyorum gibi geliyor. "Hani bizim Zeynep Abla" diye başlayacağım söze neredeyse. Geç tanıştığım bir yazar ama tarzını çok seviyorum. Günışığı Kitaplığı son üç yıldır 6-7-8. sınıf öğrencilerine yönelik olarak "Zeynep Cemali Öykü Yarışması" düzenliyor. İstanbulda olsam yaptıkları tüm etkinlere katılmak istediğim, oldukça aktif bir yayınevi Günışığı Kitaplığı. (Adı da ayrı güzel :) Ben yine lafı dağıtmaya başlamadan bu seneki kapanışta yer alan değerlendirmeden bir parça ekleyeceğim:


"Günışığı Kitaplığı tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen ve 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerini kapsayan Zeynep Cemali Öykü Yarışması’na 51 farklı şehirden 520’den fazla öykü gönderildi. 144 öyküyle en kalabalık katılımı gerçekleştiren İstanbul’u, 71 öyküyle İzmir, 53 öyküyle Ankara, 34 öyküyle Adana izledi. İlk defa bu yıl yarışmaya Edirne, Kars, İskenderun, Şanlıurfa, Bartın, Şırnak, Elazığ ve Bitlis’ten de öyküler geldi. Yarışmaya katılan öğrencilerin sadece beşte birinin erkek, geriye kalanların kız öğrenci olması, geçen yıllar gibi yine en dikkat çekici noktalardandı. Yarışmanın Proje Başkanı, Günışığı Kitaplığı Yayın Yönetmeni Müren Beykan, 28 Eylül’de Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen çocuk ve gençlik edebiyatı ve yayıncılık konferansı Zeynep Cemali Edebiyat Günü sonunda gerçekleştirilen 2013 Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada öyküleri sosyolojik ve istatistiksel açılardan değerlendirdi. Beykan, öykülerde en sık rastlanan konunun dozu yüksek acılara düşme olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “121 öyküde ölüm, 63 öyküde en kötülerinden hastalıklar, 55’inde yoksulluk, 50’sinde engellilik söz konusu edilmiş. Elimizdeki öykülerde, ebeveyn ölümü başı çekiyor. Ya annenin ya babanın kaybı –özellikle annenin kaybı çocukların en büyük korkusu.” Okullarda çocuklara “klasikler” adı altında sürekli “eski” yaşamlara ait öyküler, romanlar okutulmasının bir sonucu olarak gençlerin o romanları örnek aldığını belirten Müren Beykan, “Gençler eski ustaların üslubunda, klasik tadda yazmayı yeğliyor ve öykülerin büyük çoğunluğu ‘genç’ duyguları yansıtmıyor. 500’den fazla öykü arasında sadece 27 öykü fantastik, 3 öykü tarihsel ve topu topu 2 öykü bilimkurgu türünde. Bugünün teknolojisi ve yaşam tarzı görmezden geliniyor. Ayrıca öykülerde mizah çok az kullanılıyor,” dedi. Bu verilerden çıkarılması gereken derslere de değinen Beykan, “Çocuklarımıza, günümüz yazarlarını daha sık okutabilmenin yolunu bulmalıyız. Artık 100 Temel Eser’le sınırlanmamalıyız. Seçkilere daha fazla öncelik tanıyıp, çocuğu, genci edebiyatla buluşturma üzerinde durmalıyız,” derken; gençlere yayımlanmış önemli seçkileri tanıtmanın, onları daha çok sayıda yaratıcı yazarla buluşturmanın ve onları kendi yazarlarını seçmede özgür bırakmanın önemini vurguladı."

Benim 1 Karışım :)
Bu yazıyı burada noktalayabilirdim de ama yap(a)mayacağım. "Gençler cidden acıları mı yazmayı tercih ediyor?" diye bir sonuç çıkıyor ortaya. Bu sonuca birazcık üzüldüm ama üzülmek neyi değiştirir? Sonuçların yorumlanmasını çok başarılı buldum,kendi adıma yayınevine teşekkür etmek isterim. Gençler "neyi görüyorsa /okuyorsa" onu mu hikayelerine konu ediniyorlar? Öykü olması için dram olması, dram olması için de illa birinin ölmesi mi lazım? Eğer etrafınızda ufkunuzu başka diyarlara sürükleyecek örnekler yoksa belki de sonuç bu kadar açık ve net. Yani elbette ki "neden böyle yazıyorsunuz, baksanıza hayatta başka şeyler de var" demekten daha öte olan şey, gençleri o "daha öte" ile tanıştırmak sanırım. Dahl, Nöstlinger, Behiç Ak okuyan çocukların yazacakları öykülerdeki dram da ancak "salatalık kralı" kadar olur herhalde :) Sevdiğim yazarların hayat hikayelerini okuyup şaşırıyorum. Beni kahkahalarla güldüren adam/kadın yazdıklarını savaşın tam ortasında yazmış!!! İnanamıyorum. Ben olsam gülüncüklü şeyler yazamazdım diyorum ya da yazar mıydım?
Hayat önümüze ne kadar kasvet getirse de inadına hep gülümseten/düşündüren öyküler yazmalı -mı-
Sonbaharda, inadına kırmızı olan yapraklar gibi mi olmalı?
Bir de Aslı Der'in Şeroks'u gibi bıcır bıcır fantastik yazacak hayal gücümüz nerede bizim, sanırım saklanmış bir yerlere :)
Kaynak: burada
Uzattığımı biliyorum. Ki aslında söylemek istediklerimin çok kısa bir bölümü bu. Umarım istemeden de olsa kimseyi kırmamıştır bu yazı. 
Sevgili Hint Cevizi'nin de konuyla ilgili paylaşımını okumak isterseniz buraya bakabilirsiniz :)




Devamını oku »

7 Ekim 2013 Pazartesi

Sonbahar Yaprakları ve Ankara'da Öğrenci Olmak :)

Sonbahar yapraklarına eşlik etmesi için hoş bir şarkı: Her memlekette sonbahar aynı değildir muhtemelen. Tıpkı kış gibi ya da yaz sıcağı. Ankara'ya da sonbahar yakışıyor sanki.. Birçok yerini sevmesem de güzel parkları var. Seğmenler mesela. Uzun yürüyüşler için Mogan, Ahlatlıbel, Eymir, Göksupark... Sonbahar deyince yapraklar; yapraklar deyince de aklıma üniversite yıllarım geliyor. O zamanlar istediğim tarzda fotoğraf makinem yoktu, cep telefonları fotoğraf bile çekmiyordu (ya da bende çekenlerinden yoktu) Okulumuz Cebecide olduğundan Kurtuluş Parkına gitmeyi çok seviyordum. Ya da Kızılaydan okula/yurda yürümeyi. Hafızama kazıyordum tüm bu görseli. Ya da okuldan izin verdiklerinde makineyi alabiliyorduk (İletişim Fakültesi) ama dijital olmadığından ve her baskı için cep harçlığını...
Devamını oku »

29 Eylül 2013 Pazar

Tanıştığım İnsanlardan Aklımda Kalanlar #1

Başına "1" koydum diye bunun bir seri olduğunu düşünmeyin... Sadece unutmak istemediklerimi buraya da yazmak istedim. Benim için duygusal bir anlamı olsa da niyetim karşılaştığım insanlar oldukları gibi anlatmak sadece.. Hani böyle insanlar da var diye. Elbette ki var. Hayat sadece bizim bakış açımızla ve bizim çevremizde dönmüyor ama değişik -bizim için- birşeylerle de karşılaşınca insan kendindeki duygu durumlarını bir daha gözden geçirebiliyor. 1. Kısacık saçlı, Siyah üstüne beyaz puantiyeli elbiseli gülümser teyze : Güler teyze :) Gittiğimiz minicik tatilde etrafta yiyecek çok fazla seçenek olmadığından sadece 1 mekanı kendimize belirledik ve devamlı oraya gittik.(toplamda 4-5 kez gittik sanırım) 5-6 masası olan kendi halinde bir yer ama ev yapımı şeyleri var. Güler teyze de...
Devamını oku »

27 Eylül 2013 Cuma

1 Kitap 1 Mektup Etkinliğinde Şimdi Sefer Zamanı ve Hediye Kitap: Moby Dick :)

Sizleri bir süredir beklettiğimizi fark ettik. Ve etkinliğimize kaldığımız yerden devam edelim istedik. "1 Kitap 1 Mektup" bu kez sefere çıktı ve uzak denizlere yol aldı :) Geri döndüğünde yanında kaptan da vardı. Biz de bulduk 1 Kaptan, kaçırmayalım dedik ve ona uzak denizleri sorduk :) Kaynak. burada Merhabalar Alper, Sanırım ilk soru olarak neden “denizci” olmak istediğini sormamız gerekiyor çünkü hikayenin başlangıcı orası. Aslında bu soru için tirajı komik bir cevabım var diyebilirim. Dinleyince siz de öyle olduğunu göreceksiniz. Henüz lise 2. sınıf öğrencisi iken arkadaş grubumuzla beraber dershaneleri geziyoruz, hangisi nereye öğrenci göndermiş onu tartıp, kayıt için karar vereceğiz. Malum sonraki yıl büyük final var, ÖYS’ye girilecek. Dershanenin birinde...
Devamını oku »

20 Eylül 2013 Cuma

Halka Çörek Zinciri :)

Bazı kitapları, tamam belki birçok kitabı okuduktan sonra unutuyorum. Konusu hayal meyal aklımda kalıyor, karakterleri çıkarmaya çalışıyorum ama üzerinden uzun zaman geçmişse bir kitapla ilgili yazı yazamıyorum. Ancak bazı kitaplar da var ki hiçbir şeyini hatırlamasam da bende bıraktığı duyguyu unutmuyorum. Kitabın adı aklıma geldiğinde bile o duygu saklandığı yerden çıkıveriyor;işte ben buradayım diye. Neyse ki çok fazla kitapta bu duygu durumları oluşmuyor.Yoksa o kadar duyguyu nereye saklardım bilemiyorum :) Birazdan bahsedeceğim kitap da sanırım hiç unutamayacağım türden, saklanan duygulara hitap eden bir kitap. Halka Çörek Zinciri, Günışığı Kitaplığı'ndan çıkan "Abur Cubur Peşinde" dizisinin çörekli olanı. Daha önce domatesli makarnanın tadına bakmıştık :) Çok sevince serinin...
Devamını oku »