Drop Down MenusCSS Drop Down MenuPure CSS Dropdown Menu




17 Mayıs 2016 Salı

Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti / Marjolijin Hof

Nasıl denk geldi ben de bilmiyorum, "Babam Çalılığa Dönüşünce" kitabından hemen sonra okuma şansım oldu bu kitabı. Yazarın daha önce "Dedem ve Ben" kitabını okumuştum, bloga da yazdım diye düşünüyordum ama yazmamışım. O kitabı Elif'in ilk kreş gününde bekleme salonunda okumuştum, muhtemelen bu özelliğinden dolayı kitabı hiç unutamayacağım. "Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti" kitabını uzun zamandır merak ediyordum, okuduğuma ve Kiek ile tanıştığıma sevindim. Kiek, annesi babası ve yaşlı köpekleri Mona ile beraber mutlu bir şekilde yaşamaktadır. Babası doktor olduğundan savaş zamanlarında ihtiyaç duyulan bölgeye gönüllü olarak gider. Kiek ve annesi bu duruma her ne kadar çok üzülseler de durumu idare etmeye çalışırlar. Elbette bu, Kiek için pek de kolay değildir... Bu kitap, savaşa...
Devamını oku »

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Babam Çalılığa Dönüşünce / Joke van Leeuwen

Bu kitap uzun zamandır karşıma çıkıyordu ancak okumaya fırsatım olmamıştı. Kitap kısacık da olsa bazen denk gelip tek seferde okuyamıyorum ve kitaptan soğuyorum. Bu kitabı tesadüfen "Geçtigitti geçtigitti geçtigitti" kitabı ile aynı gün ve tek seferde okuma şansım oldu. Yaşasın, kızı uyurken onun yanında kitap okumak zorunda bırakılan (!) anneler! Babam Çalılığa Dönüşünce kitabı Hayykitap'tan çıktığı için beklentim yüksekti. Yayınevinin bu türdeki çeviri kitaplarında şimdiye kadar hayal kırıklığı yaşamadım. Tek endişem içinde 'savaş' olmasıydı. İlk sayfalarda yüreğime oturan ağırlık tatlı Toda ve bakış açısı sayesinde öyle hafifledi ki. Toda'nın babası 'çalılığa dönüşmeden' önce her gün sabahın dördünde kalkıp 20 çeşit kremalı pastayla üç çeşit turta yapan bir tatlıcı. Ancak bir...
Devamını oku »

15 Mayıs 2016 Pazar

Her İhtimale Karşı / Meg Rosoff

                                      "Ya kader, seni kaçtığın için kovalıyorsa?" Okumak istediğim kitaplar gruplanmış bir şekilde masamın üzerinde beklerken Züleyha'nın okuduğu son kitaba karşı kayıtsız kalamadım. Kitabın kapağı,konusu ve en çok da daha önce karşıma çıkmayışı cazip geldi bana. Neticede kimse kaderinden kaçamaz öyle değil mi? Yoksa onu biraz da olsun yavaşlatabilir mi? Belki de minik bir anlaşma ile kaderiyle oyun oynayabilir. Kitap 15 yaşındaki David Case'in 1 yaşındaki kardeşi Charlie'yi pencereden düşmekten (aslında o sadece uçmak istiyordu) son anda kurtarması ile başlıyor. Muhtelemen David'in zihninde bazı şeylerin 'öncesi' de var ama biz onlara tanık olmuyoruz. "İki...
Devamını oku »

13 Mayıs 2016 Cuma

Bala'nın Mektubu / Odile Kayser

Bala'nın Mektubu kitabı 'tavsiye' üzerine alıp okuduğum bir kitap. Varlığından haberdar bile değildim. Genelde yayınevlerinin kataloglarını inceleyip notlar alırım ama Bala hiç gözüme çarpmamış. Nesin Yayınevi'nin  'özgün' tarzını gerçekten seviyorum. Okul öncesi çocuk edebiyatında son dönemde o kadar benzer eserler okuyorum ki ,  'ben bu hikayeyi bir yerden tanıyorum' diyorum. Nesin Yayınevi'nin biraz daha farklı bir tarzı var. Ankara'daki kitap fuarında da gelip gidip kitaplarını sevmiştim. "Yazının bilinmediği bir çağda küçük avcı Bala zorda kalınca ailesine mektup gönderdi. Bunu nasıl mı yaptı?" Bala bir gün  çakalı Vulu ile beraber bir ceylanın peşine düşer ancak ava giderken avlanır, kendini bir tuzakta baş aşağı sarkarken bulur. Yazı henüz icat edilmediği...
Devamını oku »

12 Mayıs 2016 Perşembe

Neboş Davetsiz Misafir / Sedef Özge

‘Bahçeli bir evde yaşasaydım ve günün birinde damdan bir martı yavrusu bahçeye düşseydi, neler yapardım acaba?’  1) Bahçeli bir evde yaşasaydım: Alarmın “uyan dedim sanaa” sesiyle değil, bahçedeki ağaçlara konan kuşların cıvıltısıyla uyanırdım muhtemelen. Veya evdeki köpeğin (ismi Tatlım olsun) suratımı yalaması (ki bundan hoşlanacağımı sanmıyorum) ya da hayal bu ya, Elif’in uykusunu almış “anne bak bahçede ne buldum” diyen ellerine bakarak uyanırdım. Elif'in elinde onun için pek kıymetli görünen ama bana yetişkin zihniyle ‘sıradan’ görünen bir taş olurdu belki de. Bahçemiz varsa umarım kümesimiz de vardır, tavuklarımızdan sabahları taze yumurta alabiliriz. Çok büyük bir bahçemiz olmasa da içinde birkaç meyve ağacı ve dalından domates, salatalık yiyebileceğimiz toprak...
Devamını oku »

Curcuna Evi / Christine Nöstlinger

Uzun zamandır bu kadar curcunalı bir hikaye okumamıştım. Curcunanın sebebi çok fazla karakter olması da değil aslında, Mahir Ünsal Eriş'in "Dünya Bu Kadar" kitabı gibi. Asıl sebep arka arkaya gelişen olaylar. Tam "yok artık" dediğiniz yerde bambaşka bir şeyin patlaması :) Nöstlinger'in bu kitabını Sima tavsiye etmemiş olsaydı belki daha uzun zaman kitaplığımda okunmayı beklerdi. İnsan daha önce kitaplıkta göz göze gelip bir şekilde okumadığı ama okuyunca da 'Tüh, neler kaçırmışım" dediği kitaplara karşı kendini biraz 'suçlu' mu hissediyor ne? Ya da belki sadece ben duyguyu hissediyorum. Nöstlinger beni okuduğum her kitabında şaşırtmayı başarıyor. Evet klasik bir tarzı var ama her kitabında konu, olay örgüsü, kişiler ve onların özellikleri değişiyor. Değişmeyen tek şeyi Günışığı Kitaplığı...
Devamını oku »